2. Gün : Boyabat - Osmancık 115 km
Sabah kahvaltısı sonrası Boyabat Kalesi'ne doğru yola çıktık. Yarım saat kadar kaleyi gezdikten sonra ana caddeye geri döndük. Her sabah yaptığımız gibi izotoniik içeceğimiz hazırladık. Diğer alışveriş ihtiyaçlarımızı da giderdikten sonra Osmancık'a doğru yola koyulduk. İlk durağımız Saraydüzü oldu. Burada biraz mola verdik ve ilçenin sakinlerinden İbrahim amcayla sohbet ettik. Sağ olsun bize çay ısmarladı. Yemek yiyin diye ısrarcı olsada henüz acıkmamıştık. Güzel yurdumun insanı güzel insanlar çıkarıyor karşımıza. Gideceğimiz yolu konuşurken oralar hep baraj oldu, oradaki köyler su altında kaldı diye konu açılıyor. Rotamızı tekrar gözden geçiriyoruz bir sıkıntı yok. Google maps ten bakıyoruz orada da köy yolu görünüyor. Fakat İbrahim amca ısrarla oraların su altında kaldığını isterseniz tekne ile karşıdaki yola geçebilirsiniz diyor. Haritadan baktığımızda Osmancık'a o yoldan da gidiliyor. Bize teknecinin numarasını veriyor arıyoruz ama ulaşamıyoruz. Hemen yakındaki bakkala uğrayıp birde onunla müzakere ediyoruz. O da birşeyler tarif ediyor ve kafamızı karıştırıyor.
Yola çıkıyoruz ve hafif bir yokuşu çıktıktan sonra Jandarmanın yola koyduğu bariyerlerin arasından karakolun kapısına kadar geliyoruz. Bir kaç asker ve uzman çavuş meraklı bakışlarla aralarında konuşuyorlar. Uzman çavuş yanındaki askere dönerek "olum bunlar Türk lan" diyor. Merhabalaştıktan sonra sohbet başlıyor. Buradan ileriye devam edemeyeceğimizi, traktörün bile gidemeyeceği derecede kötü bir yol olduğunu söylüyor. Karşı taraftaki yolu işaret ederek o yoldan gitmemizi ve bizi önce eliyle gösterdiği zirveye, arıdından da Kızılırmak kenarına indireceğini söylüyor. Tırmanışın 5 km ve dik olduğunu, kendi araçlarının bile çıkarken zorlandığından bahsediyor ve çok zorlanacağımızıda söylemeyi ihmal etmiyor. Soda ve su ikramlarını geri çevirmeyip teşekkür ettikten sonra yolumuza devam ediyoruz. Tarlaların arasından hafif eğimle başlayan tırmanış gittikçe dikleşmeye başlıyor. Bir pınarın kenarında mola verip nefesleniyoruz. Mataralarımızı doldurup devam ediyoruz. 8 km dik bir çıkışın ardından Kızılırmak görünmeye başlıyor. Güzel manzaralar eşliğinde 7 km iniş sonrası Hacıçay köyüne ve Kızılırmak kenarına varıyoruz. Buradan 40 km boyunca Kızılırmak kenarından yol alarak devam edeceğiz. Buraya 2011 yılında Boyabat Barajı yapılmış ve birçok köy ve tarla sular altında kalmış. 15 km daha ilerledikten sonra bir su kaynağının yanında yemek molası veriyoruz.
Mola sonrası bir süre devam ettikten sonra benim bisikletin arka lastiği patlıyor. Tamir ettikten sonra yola devam ediyoruz. İnişli çıkışlı düz yollar bitiyor ve esas tırmanış başlıyor. Yok şurdan döndükten sonra rampa bitecek, yok burdan sonra bitecek diye diye kendimizi kandırarak akşamı getiriyoruz. Hava iyice karanlık oluyor ve biz inişe ancak geçebiliyoruz. İniş bittiğinde sağ tarafta Köprübaşı Köyü'nü görüyoruz. Burada çadır kampı kurup yola yarın devam edelim desemde yol arkadaşlarım araç varsa Osmancık'a gidelim diyorlar. Köye girdikten sonra iki köy sakini ile karşılaşıyoruz. Durumu anlattıktan sonra Kangoo sahibi olan abi geliyor, bagaja üç bisikleti sığdırmaya çalışsakta olmuyor. Hemen yan taraftaki kamyonet sahibini arayıp gelmesini rica ediyoruz. 15-20 dk sonra geliyor ve bisikletlerimizi yükleyip Osmancık'a kadar 45-50 km yolu araçla geçiyoruz. Baraja doğru ilerlerken karşımıza o kadar dik rampalar çıkıyorki kamyonet bile vitesi bire alıp öyle çıkabiliyor. Bir saatlik yolculuğun ardından Osmancık'a varıyoruz. Bir dürümcünün önünde durup yakınlarda otel yada öğretmenevi olup olmadığını soruyoruz. Bisikletli olduğumuzu anlayan ve orada yemek yiyen adaşım Abdullah, "benim kuzenim de bisikletçi devamlı yurt dışından misafirleri geliyor ve onun evinde kalıyor dur bi arayım" diyor. Kuzeni Ramazan da bisiklet turundaymış 30-40 dk sonra yanımıza geliyor. Tanışma faslından sonra konaklamak üzere evine gidiyoruz. Ramazan ve Abdullah arkadaşlarımız Osmancık'ta inşaat malzemeleri satan dükkan işletiyor. Ramazan'a 17 farklı ülkeden misafir gelip konaklamış. O da bir kaç ülkeye gidip misafir ettiği kişilerde konaklama yapmış. Bize evini açtığı için kendisine teşekkür ediyorum. Saat 12'ye doğru geliyor ve bizde uyku moduda geçiyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder